Abstract
Sosyal altyapı alanları yoğun yapılaşma özelliği sergileyen günümüz kentsel yerleşmelerinde önemli kent içi boşlukları oluşturmaktadır. Kentlerimizin yüksek yoğunluklu yapılaşma dokuları ve bu doku içerisinde kapasite ve mekansal dağılım açısından yetersizlikleri gözetildiğinde, sosyal altyapı alanlarının öncelikle mevcut stokunun korunması gerektiği açıkça ortadadır. Öte yandan park, spor alanı, ilkokul gibi sosyal altyapı alanları, afet durumunda halkın toplanma amaçlı kullanabilmesi için uygun, farklı nitelikteki arazi kullanım türlerini oluşturmaktadır. Bu nedenle, potansiyel toplanma alanı niteliği taşıyan sosyal altyapı alanlarının korunması ve arttırılması, bu alanların afet durumundaki işlevselliği açısından da büyük önem arz etmektedir. Bu alanların korunabilmesi ve geliştirilebilmesi imar planı kararlarına, bu planlarda afet sorununa karşı gösterilen duyarlılığa ve toplanma alanlarına yönelik farkındalık durumuna bağlıdır. Bu çalışmada, afet durumunda toplanma alanı olarak kullanılabilme potansiyeline sahip sosyal altyapı alanları mercek alına alınmış ve bu alanların mevcut imar planlarındaki durumları incelenmiştir. Bu kapsamda çalışmada, örnek alan olarak seçilen İzmir kentsel yerleşik alan sınırı içinde yürürlükte olan uygulama imar planı kararları ile sosyal altyapı alanlarının mevcut durumları karşılaştırmalı olarak incelenmiş ve değerlendirmeler yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, sosyal altyapı alanlarının yaklaşık %80’ninin uygulama imar planı kararlarında mevcut durumu korunurken, %20’sinin uygulama imar planı kararlarında kısmen korunduğu ve/veya başka bir arazi kullanım kararına dönüştürülerek mevcut durumunun korunmadığı saptanmıştır. Bu kapsamda şehir planlama ve afet yönetimi disiplinlerinin ortak paydasını oluşturan sosyal altyapı alanlarına ilişkin geliştirilebilecek politikaların kentlerin afetlere karşı dirençliliğini artırma sürecindeki önemi uygulama imar planları bağlamında vurgulanmıştır.The social infrastructure areas are gaps that indicate the characteristic of intensive built environment in urban areas. It is clear that the existing social infrastructure areas should be preserved when the conditions of intensive built environment, inadequacies of urban areas in terms of capacity and also spatial distribution are considered. On the other hand, social infrastructure areas such as parks, sports fields, and primary schools are suitable land use forms as gathering points in case of disaster. For this reason, the protection and enhancement of social infrastructure areas which are potential gathering points have importance in terms of the functionality of these areas in disaster situations. The protection and development of these areas depends on the sensitivity shown in the implementary development plans and also the awareness related gathering areas in urban settlements. In this study, social infrastructure areas that are potential gathering points in case of disaster and also their current status in the implementary development plans are examined. In accordance with this purpose, the comparison between the current situation of the social infrastructure areas and the implementary development plans’ decisions are evaluated within Izmir urban area which constitute as the sample area of the study. According to the results, it is determined that approximately 80% of the social infrastructure areas are protected in the implementary development plans, while 20% are partially protected and not protected. The importance of policies developed for the social infrastructure areas that are common issue for urban planning and disaster management in the process of urban vulnerability reduction emphasised in terms of and the implementary development plans.
Cite
CITATION STYLE
SILAYDIN AYDIN, M. B., PARTİGÖÇ, N. S., ZENGİN ÇELİK, H., & ERDİN, H. E. (2020). Potansiyel Toplanma Alanı Olabilecek Sosyal Altyapı Alanlarının İmar Planlarındaki Durumu: İzmir Kenti Örneği. Resilience, 4(2), 373–389. https://doi.org/10.32569/resilience.776319
Register to see more suggestions
Mendeley helps you to discover research relevant for your work.