Abstract
Özet Dünya sel ve kuraklıkla ilgili küresel alarmdadır. Dünya Araştırma Enstitüsü, 2030 yılında dünya nüfusunun yarısının su sıkıntısı yaşayacağını; sellerin etkisinin 3 kat artacağını, 54 milyon insanın etkileneceğini vurgulamaktadır. Fiziki çevreyi kontrolde tutan en önemli faktör dere sistemleri ve havzalarıdır. Bu sürece dere havza sistemleri hazır mı? Dere (drenaj) havzasının dere sistemi, kollarıyla yüzey üstü/altı kaynaklarını, yağış sularını toplar ve kara sistemine suyu dağıta-rak boşaltırlar. Doğal havzasında dengede olan hidrolik sistemler, hatalı arazi kararlarıyla doğal morfolojisini, havza akış yönlerini kaybetmesi, artan yapısal yüzeyler vb. etkenlerle drenaj yoğunluğunu değiştirmesi, taşkınları sıklaştırmak-tadır; değişen iklim faktörü ile de şiddetini artırmaktadır. Son yıllarda sıklaşan taşkınlar, nehir/dere ekosistemlerinin fiziki yapısını ve üzerinde bulunduğu arazi kullanım kararları ile ilişkisinin araştırılmasını, bulguların çevresel risk açısından değerlendirilmesini şehir, ulusal ve uluslararası ölçeklerde gündeme taşımakta-dır. Ülkede bütüncül su hukukunun bulunmaması, idari problemler, su ekosis-temini içme suyu havza alanı olan ve olmayan şeklinde parçalayan yaklaşımlar, koruma aleyhinde yasalar, vb. ile dere sistemleri (su kaynakları) korunmamakta, sürdürülebilirliği devam ettirilmemektir. Bu araştırmada, İstanbul’da içme suyu havza alanı dışında bırakılan yaklaşık 2740 km² yüzölçümlü alanda, açık hav-za konumunda olan (Karadeniz, Marmara Denizi, Boğaziçi, Haliç ve Göllerine dökülen) 168 akar dere havzasına ve havzada bulunan yaklaşık 3344 km uzun-luğunda dere sistemlerine odaklanılmıştır. Bulgular, boy kesitine göre değerlen-dirildiğinde, derelerin ~%73’ü doğal yapısını koruduğu, ~%27’’si doğasına aykırı fiziki değişime uğrayarak yeni formlara dönüştüğünü göstermektedir. Dere sistemlerinin ~%79’u kırsal alandan geçtiği ve doğal yapısını koruduğu; ~%21’i ise kentsel alanda bulunduğu, çeşitli müdahaleler ile fiziksel yapısının değiştiği fakat kaybolmadığı, üzerindeki arazi kararlarından etkilendiği ve dere koruma bantlarının işgal edildiği anlaşılmıştır. Dere sistemleri havza ölçeğinde değerlen-dirildiğinde, araştırma sahasının ~%64’ü (108 dere havzası) fiziksel değişimden az/çok etkilenerek havzasında sel, taşkın, kuraklık ve diğer çevresel riskleri oluşturmaktadır. Araştırma, problemlerin kentin geneline (%51’ine) yayıldığını göstermektedir. Bulgular, derelerin birbirlerinden bağımsız birimler olmadığını ve önerilecek yasal düzenlemelerin dereleri havza sistemleri ölçeğinde değer-lendirilmesi gerektiğini; araştırılan derelerin açık havza sistemi olması nedeniyle uluslararası öneme sahip olduğunu göstermektedir. Doğal dere sistemlerini korumak, sürdürülebilirliğini sağlamak, riskleri yönetmek, faydaya çevirmek için, yasal, kurumsal, teknik problemleri ortadan kaldıracak devlet kontrolünde ivedilikle bütüncül su hukuku, havza ölçeğinde bütünleşik havza planlaması ve havza yönetimi, sürdürülebilir dere restorasyon programına ihtiyaç vardır.
Cite
CITATION STYLE
dinç, hülya. (2019). Arazi Kullanım Kararlarının Dere Sistemleri Üzerinde Fiziki Etkisinin Analizi ve Kentsel Yaşama Yansıması -İstanbul’da su baskını, sel ve taşkın risk değerlendirmesi-. Journal of Planning. https://doi.org/10.14744/planlama.2019.05706
Register to see more suggestions
Mendeley helps you to discover research relevant for your work.