Abstract
Kültürel miras öğesi olan tarihi yapılar, hem sosyo-kültürel hem de ekonomik değerlere sahip olup inşa edildikleri döneme ait önemli belgelerdir. Ancak tarihi yapılar, yıllar içinde toplumsal ihtiyaçların ve üretim teknolojilerinin değişim nedeniyle özgün işlevlerini kaybedebilmektedirler. Tarihi yapıların özgün işlevlerini kaybettikleri durumda “yeniden işlevlendirme”, tarihi yapıların sahip olduğu değerleri korumak ve ekonomik potansiyellerini ortaya çıkarmak için stratejik bir müdahale yaklaşımı olarak ortaya çıkmaktadır. Yeniden işlevlendirme, tarihi yapıların yeni ve çağdaş işlevler kazanarak dönüştürülmesi için gördüğü müdahale sürecini ifade etmekte olup, sürdürülebilirlik tartışmalarının günümüzde ön plana çıkması nedeniyle ilgi odağı haline gelmiş bir araştırma ve uygulama alanıdır. Türkiye’de yeniden işlevlendirme proje ve uygulamalarına bakıldığında zengin bir deneyim söz konusudur. Türkiye’nin farklı şehirlerindeki farklı tiplere sahip ve farklı dönemlere tarihlenen yapılar; farklı müdahale stratejileri ile yeni işlevler kazanarak korunmuşlardır. Ancak, Türkiye’deki farklı örneklerin bize göstermeye çalıştığı gibi, tarihi binaların yeniden işlevlendirilmesi süreci çeşitli zorlukları da beraberinde getirir. Yeniden işlevlendirme süreçlerini Türkiye’den örnekler üzerinden tartışmayı amaçlayan makale, “Ulusal Mimarlık Ödülleri” kapsamında “Yapı Dalı” altında Koruma-Yaşatma kategorisinde ödül alan yapıları Mimarlar Odası’nın arşiv belgeleri üzerinden inceler ve bu yapılar arasında yeniden işlevlendirilen yapıların değerlendirmesini yapar. Makale, ödül alan üç endüstri yapısının dönüşüm sürecine odaklanır (Kasımpaşa Tuz Ambarı – DDB Tuz Ambarı, Terkos Pompa İstasyonu – İstanbul Su Medeniyetleri Müzesi, Hasanpaşa Gazhanesi – MüzeGazhane) ve yeniden işlevlendirme sürecini seçilen yapılar üzerinden tartışırken, sürdürülebilir bir koruma için bütüncül yaklaşımların gerekliliğini vurgular.Historic buildings have both socio-cultural and economic values and are important documents of the period in which they were built. However, historic buildings might lose their original functions due to the changes in society's lifestyle and production techniques over the years. Adaptive reuse is a strategic intervention approach aimed at preserving the values of historical buildings and revealing their economic potential in cases where historical buildings lose their original functions. Adaptive reuse refers to the intervention process for the transformation of historic buildings into new and contemporary uses. It is a field that has become the focus of attention due to sustainability discussions coming to the fore today. There is a wealth of experience in adaptive reuse in Turkey. Buildings in various parts of the country dating to different periods and having different functions are conserved by gaining new functions with the proposition of various intervention approaches. However, as diverse examples in Turkey have shown, the process of adaptive reuse comes with various challenges. The article, which aims to discuss adaptive reuse processes considering the examples from Turkey, examines the buildings awarded within the scope of the "National Architecture Awards" under the Buildings – Conservation category through the examination of the Chamber of Architects’ archive documents. Then, the article focuses on transformation processes of three industrial buildings (Kasımpaşa Salt Warehouse – DDB Salt Warehouse, Terkos Pumping Station – Istanbul Water Civilizations Museum, Hasanpaşa Gasworks – MüzeGazhane) and discusses adaptive reuse processes while emphasizing the necessity of integrated approaches for sustainable conservation.
Cite
CITATION STYLE
ÖZÇAKIR, Ö. (2023). Tarihi Yapıların Yeniden İşlevlendirme Sürecini Türkiye’den Örnekler Üzerinden Tartışmak. Türkiye Bilimler Akademisi Kültür Envanteri Dergisi. https://doi.org/10.22520/tubaked.1351030
Register to see more suggestions
Mendeley helps you to discover research relevant for your work.